Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KENDİMİZİ DEV AYNASINDA GÖRMEKTEN NE ZAMAN VAZGEÇERİZ?

Resim
KENDİMİZİ DEV AYNASINDA GÖRMEKTEN NE ZAMAN VAZGEÇERİZ? ✔️1993/94 sezonundan beri düzenli futbol izlerim. 30 küsûr yılda hem milli takım hem de kulüpler düzeyinde avrupada averaj takımı olduğumuz yıllardan hatrı sayılır başarılar elde ettiğimiz yıllara evrildik fakat bir şey hiç değişmedi: bu ülkeye gelmiş profesyonel futbol adamlarına olan üstenci tavrımız. 90’lardan günümüze hafıza tazeleyelim. GUUS HIDDINK ✔️1988’de PSV ile Şampiyon Kulüpler Kupası’nı (o zamanki Şampiyonlar Ligi) kazanan Hiddink 1990’da Fenerbahçe’nin başına geçti. ✔️Takımı 3-5-2 oynatmakta ısrar edince(!) “futboldan anlamıyor” dediler. ✔️Yöneticiler sigara paketine 11 yazıp maçlardan önce adamın eline tutuşturdular. “Gazeteciler” özel hayatını ifşa edip “zampara Hiddink” diye manşet attılar. ✔️Fenerbahçe’yi 17 yıl sonra tarihinde 2. kez UEFA Kupası’nda 2. tura çıkarttı fakat ligde alınan kötü sonuçlardan sonra sezon sonunda kovuldu. ✔️Fenerbahçe’den sonra Real Madrid, Chelsea gibi devleri çalıştırdı, FA Cup’ı kaz...

OTOBANIN KENARINDA FUTBOL VE KADIKÖY’ÜN KALBİ

Resim
OTOBANIN KENARINDA FUTBOL VE KADIKÖY’ÜN KALBİ Yeni Türkiye’de her şey yenileniyor. 🔘 Binalar, yollar, meydanlar, kurumlar…elbette ki statlar da. 🔘 “Yeni” kelimesi artık bir zihniyetin, bir dönemin kimliği. 🔘 Her ilin başına eklenmiş bir kelimeyle anılan bu stadyumlar, kentin merkezinden uzağa taşındı; ulaşım zorluğu, mahalle belleğini, çocuk seslerini, semt kahvelerini geride bıraktı. 🔘 “Yeni” kelimesiyle başlayan her inşa, aslında yalnızca bir mimari yenilenme değil, bir hafıza mühendisliği girişimiydi. 🔘 Atatürk adını taşıyan statların yerini “Yeni Şehir Stadyumları” aldı; kentin belleği, merkezi alanlardan alınıp TOKİ marifetiyle otoban kenarlarına taşındı. 🔘 Bir dönem şehirlerin merkezinde, hayatın ve hafızanın kalbinde yer alan stadyumlar, bugün otobanların kenarında, şehrin gürültüsünden ve hafızasından koparılmış biçimde yükseliyor.  🔘 Bu yeni yapılar, Yeni Türkiye’nin vitrininde birer “başarı maketi” olarak sunuluyor. TOKİ Stadları her yerde! Kültür, sess...

1995 MODEL TARAFTAR VE ARCHIE BROWN

Resim
 1995 MODEL TARAFTAR VE ARCHIE BROWN ✔️ 90lar’da taraftar grupları kazanılan önemli maçlardan sonra antrenmana gidip oyunculara elle baklava yedirirdi.  ✔️ İşler ters gittiğinde aynı gruplar bu defa antrenman basıp futbolcu fırçalar hatta tartaklardı. ✔️ O günlerde henüz endüstriyel futbol gelişmemiş, kitle iletişim araçları sınırlı, evlerde internet bile yoktu.  ✔️ Futbolcular kontratları bitse bile kulübün malıydı. Türk televizyonlarında Türkiye 1. Futbol Ligi’nden başka bir lig yayınlanmazdı.  ✔️ Hatta Türk takımlarının avrupadaki bazı maçlarının bile TV’de yayınlanmadığı olurdu. Yani futbol o zamanlar başka bir şeydi. Dünya başka bir dünyaydı.  ✔️ Taraftarın o yılların şartlarında futbolcu üzerinde baskı kurması olağandı. Böyle bir baskıdan olumlu sonuç alınma ihtimâli yüksekti çünkü futbolcunun fazla bir seçeneği yoktu.  ✔️ Kulübün malıydı, eli-kolu bağlıydı. Zaten bugün olduğu gibi milyon eurolar da kazanmıyordu. ✔️ Günümüz endüstriyel futbolundaysa g...

SAYGI OLMADAN SEVGİ OLMAZ!

Resim
SAYGI OLMADAN SEVGİ OLMAZ! Bir taraftar güzellemesidir gidiyor. "Konuşur arkadaş" Bunu demek için de taraftar kavramını iyice sulandırmak gerekiyor. O yapılıyor. Önce gaz veriliyor "kaç yıldır bekliyor bu insanlar, sabırsızlar tabii" . Sabırsız olun, sıkıştırın yönetimi, teknik direktörü, oyuncuyu! Vurun abalıya! Ülkede futbolu çevreleyen koşulları, neredeyse kriminal bir hale gelmiş olan süper lig komedisini falan boşverin! Siz yüklenin takıma! Siz bilet alıyorsunuz, forma alıyorsunuz, para veriyorsunuz, talep eden tüketiciler olun! Futbolun kendine has kurallarını, eğitimi, disiplini, psikolojik altyapısını falan boşverin! Herkesin kendi yaptığı çok mühim işlerdir ama futbol herkesin bildiği ve konuşabildiği boş beleş bir iştir! Taraftarlıkla, Teknik Direktörlük arasındaki çizgi zaten aşılmıştır! Bu çizgi kalmamıştır ülkemizde. Bu kadar boş beleş yorumcunun borazanlık yaptığı akıl verdiği memlekette taraftar niye sussun ki? Her taraftar, tuttuğu takım...